Gecen yine dusunuyorum
reklamagerekyokAlper.
Since 1988.
Akrep

EXTRA

Yazar, çizer, dinler, söyler, susar, siler, bozar...

Twitter

    "Kalbimi kelimelerle doldurdum. Mektuplarım onun için parmaklarını yakıyor. Dudaklarını da yakacak. Dudaklarını ve bütün varlığını. Ben pervane değil, ateşim. Kıskanıyorum kelimeleri. Birer kelebek gibi sana uçuyorlar. Kelimeler senin kokunla sarhoş. Saçlarını okşayan rüzgarı kıskanıyorum. Tenine sarılan entarini kıskanıyorum. Saçlarında dolaşan tarağı kıskanıyorum. Anlıyor musun? Aynanı kıskanıyorum. Yatağını kıskanıyorum. Yılları kıskanıyorum. Kimsin sen? Kadın veya serap. Tanrı’yı kıskanıyorum. Seni beraber yarattık. O başladı, ben tamamladım. Sevmek yaratmak demektir. "

    Cemil Meriç - Lamia’ya mektuplar

    Galatasaray’ım aslanım şampiyon olmuş, 19 olmuş, 20’ye, dördüncü yıldıza bir kalmış, nasıl sevinçliyim anlatamam. Bunu ilk kez görmedim belki hatta aklım ermesinde beri baz alırsan 10 ya da 11 oldu sanırım neyse işte bu sevinç hiç değişmez.

    Tebrikler aslanım, tebrikler imparator, tebrikler kaptan ve diğerleri.

    Ama gel gelelim kafamdaki asıl soruya. Haftaya Fenerbahçe takımı ve taraftarı şampiyonu evinde nasıl karşılar?
    İngiltere de ne güzel bir adet var, şampiyon takım rakip sahalara bu ünvanla gittiğinde son haftalarda alkışlanır. Arsenal evinde Manu’yu alkışladı mesela, yılların ezeli rekabeti, Londra-Manchester çekişmesine rağmen hemde. 
    Peki Fenerbahçe evinde Galatasaray’ı alkışlar mı?
    Bence güzel olur öyle bir şey olursa. Hem neden olmasın.
    Türk futbolu neden bir İngiliz, bir İsyanyol, bir İtalyan futbolu değil sorusunun belki de asıl cevabı budur kim bilir. Çünkü oralarda bir ekol var, bir gelenek var, bir oturmuşluk, bir sistem, bir saygı ve bu kurallar çerçevesinde oraya özgü oynanan bir futbol var. Oraya transfer olan futbolcu bile oranın sistemine ayak uydurursa yıldız kalmaya devam ediyor, uyduramazsa en kralı bile olsa olmuyor, örnekleri de var. Bizim ülkemize gelen yıldız bile bazen ligi çok takmayabiliyor. Görmedik mi bunları da gördük. 
    Onlar şampiyonu alkışlarken bizim ülkemizde şampiyon olunca ya ışıklar söner ya da kupa aldın diye bir ton küfür yersin.
    Böyle de tuhaf bir durum bu futbol. Kendimizi fazla kaybediyoruz bazen, her şeyi tadında bırakmayı hiç öğrenemedik millet olarak.
    Her şeyde olduğu gibi sporda da saygı önemli şey.

    Tebrikler Galatasaray’ım.
    Hadi kutlamaya devam tüm aslanlar için.
    Seneye de bekleriz. 

    He bir de dip not ekleyeyim; sevinirken ateşli silahlar kullanılmasa da sonra birileri sevinirken, çoşkuyu yaşarken başkaları üzülmesin, magandalığın lüzumu yok yani.

    boylebirseyolabilir:

    Şehrime gel sevgilim.
    Yarın çık, gel.
    Bırak her şeyi, bir bekleyenim var de, gel.

    Gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın.
    Gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
    Gel ki, nefes alayım.

    Gel…

    "Hani böyle karanlık bir gecede, ıssız bir yokuşu tek başına inerken bir köşeyi dönersin de deniz çıkar ya karşına. Sonra o denizde bir gemi belirir. Şıkır şıkır ışıklarla geçip gider. Sen sevinirsin. Hiç nedensiz ama. Sonra için kıpırdar ya hani, öyle işte. Seni tanıdığımdan beri bir gemi geçiyor içimden. Hep ama. "

    "Tek ödevin kendin olmaktır. Güçlü ol! Yoksa, büyümek için hep başkalarını kullanmak zorunda kalırsın. "

    — F. Nietzsche 

    (Kaynak: agzimasicansarkilar)

    "Kim bilir
    kaç kişi ayrı yataklarda birbirine sarılarak
    uyuyordur. "

    — Özdemir Asaf (via buralardutlukidi)

    (metanoya-k gönderdi)

    Her insan bir hikayedir.

    Yani illa bir hikaye yazmak istiyorsan, çevrene bakman yeterli. Bir kaç insan izle, bir kaç kişiyi dinle. He ben çok cesurum diyorsan hiçbir yere bakmana gerek yok, aynadan başka.

    Hadi birlikte aynalara bakalım.

    Alın elinize bir kağıt kalem geçin bir aynanın karşısına, kendinize bakın, nasıl istiyorsanız öyle bakın. Yok o yandan, bu yandan, şu profilden şu şekilde demiyorum, sadece bakın. Ve sadece o an bakınca aklınıza ne geliyorsa onları yazın. Kiminin bir cümle olur, kiminin bir kaç sayfa, belki de bir kitap kadar çok olur bazılarınızın, ama yazın.

    Kimisi kaşını gözünü yazar, kimisi gözlerinin neden bu kadar yorgun baktığını, kimisi neden burnunun hafif havada olduğunu, kimisi yanağındaki sivilcenin neden bu kadar büyük olduğunu, kimisi insanların na baktığında görmek istediği kişi olup olmadığını, kimisi kendinden nefret edip etmediğini ve kimisi de ne kadar güzel/yakışıklı olduğunu yazar vs. vs. vs. ama öyle ya  da böyle bir şeyler yazar işte.

    Oraya ne yazılıyorsa, senin karakterini de, dünyaya bakış açını da yansıtan şeydir. Çünkü kendine baktığın gibi bakarsın dünyaya, öyle görürsün.

    Hadi durma yaz bir şeyler.

    Ben mi?

    Ben çoktan yazdım… (Henüz bitmedi ama)

    Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüneAllı pullu bir balon gibi verelim oynasınlarOynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasındaDünyayı çocuklara verelimKocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibiHiç değilse bir günlüğüne doysunlarBir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığıÇocuklar dünyayı alacak elimizdenÖlümsüz ağaçlar dikeceklerNAZIM HİKMET 

    Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
    Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
    Oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
    Dünyayı çocuklara verelim
    Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
    Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
    Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
    Çocuklar dünyayı alacak elimizden
    Ölümsüz ağaçlar dikecekler

    NAZIM HİKMET 

    selcandy:

    Son birkaç gündür en yakın arkadaşım bu nakarattı.

    fly to Top next »
    Athenability
    Design by Athenability
    Powered by Tumblr